Yükseköğretime Geçiş Sınavı’ndaki (YGS) şifreli soru skandalının ardından 1 milyon 700 bin örenci ve aileleri büyük bir endişe içinde... Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, bu iddiaları her ne kadar yalanmaya çalışsa da kimseyi “tatmin” edemedi...
“Tatmin oldum” diyen tek kişi var:
O da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül!
***Hatırlarsınız; CHP, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ndeki rüşvet ve yolsuzluk iddialarını gündeme getirdiğinde de ilk açıklamalardan biri Cumhurbaşkanı’ndan gelmişti:
“Ben Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı’na kefilim, öyle bir şey yapmamıştır!”
Oysa iddialar yabana atılır türden değildi:
Rüşvet olasılığını gösteren yüzlerce belge vardı ve yeni bir soruşturma-yargılama süreci başlayacaktı...
Hiçbirine aldırmadı Cumhurbaşkanı...
“Ben kefilim” diyerek, soruşturma ve yargılama sürecine müdahil oldu!
***Şimdi de aynı durum söz konusu:
Sınava ilişkin “şifreleme” iddiaları hakkında cumhuriyet savcısı soruşturma başlattı, bu işin uzmanları sabahtan akşama kadar kafa yoruyor, hiç kimse iddialara mantıklı bir yanıt veremiyor.
Hiçbiri önemli değil, Abdullah Gül için... Basının karşısına çıkıyor ve “ÖSYM Başkanı’ndan aldığım bilgiler beni tatmin etti” diyebiliyor!
***Eğer ÖSYM Başkanı‘nın; düzenlediği basın toplantısında kamuoyuyla paylaşmadığı, sadece Cumhurbaşkanı‘na anlattığı özel bilgiler varsa; bunu bilemem...
Ama ÖSYM Başkanı‘nın ona anlattıkları da kamuoyuyla paylaştıkları kadarsa, o zaman sınava giren öğrencileri ve binlerce akademisyeni, uzmanı “tatmin edemeyen” bu bilgilerin Cumhurbaşkanı’nı nasıl “tatmin ettiği” gerçekten ilginç!
Herkes “mankafa” da bir tek Cumhurbaşkanı mı süper zekâ ki; kimsenin anlamadığını o anlayıp “tatmin” olabiliyor?
***“Hukuk devletleri”nde işler, diktatörlüklerde ya da feodal devletlerde olduğu gibi “kefalet” ve “kişisel tatmin” müesseseleriyle yürümez...
Son sözü yargı organları söyler...
Bu iki konuda da “son söz” henüz söylenmediğine göre; Cumhurbaşkanı’na sormak, gazetecilik görevimdir:
ÖSYM Başkanı’nın açıklamaları sizi neden tatmin etti?
Yargıya intikal etmiş konularda bağlayıcı demeçler vermek için neden bu kadar acele ediyorsunuz?
*****MALUM!YGS’deki şifreleme skandalı, akademik dünyada da endişeyle karşılandı. Herkesin paylaştığı ama kimsenin dillendirmediği kaygıyı, Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Fizik Profesörü Dr. Aytaç Yalçıner dile getiriyor:
“Sınavda uygulanan şifreleme hakkında savcılığın başlattığı soruşturmanın sonucuna ne yazık ki güvenemiyorum. Şifrenin sınav sırasında, başarılı öğrenciler tarafından bile farkına varılması olası değildir. Geriye bu şifrenin önceden hangi öğrenci kesimine verildiğini ortaya çıkarmak kalıyor. Belli gruplar, belli salonlarda, belli görevlilerle bir araya getirilmiş olabilir. En iyi programları, malum öğrencilerin kazanması amaçlanabilir.”
***Peki, kim bu “malum öğrenciler?”
Sizi gidi sizi... Biliyorsunuz da söylemiyorsunuz değil mi?
*****GÜNÜN SORUSUAKP‘li milletvekilleri, Meclis’te görüşülmekte olan bir kanun teklifiyle, hükümete kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermeye çalışıyor ya... Okurlarımızdan Hasbi Aydın, onlara soruyor:
Yasama yetkilerinizi yürütme organına devredeceğinize göre... Yasama döneminin sonuna kadar tahakkuk edecek olan maaşlarınızdan vazgeçmeyi de düşünüyor musunuz?
*****Bizim malımız deniz mi?Yunanistan’da üç şubeyle faaliyet gösterdiklerini söyleyen Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, bu ülkedeki varlıklarının, neredeyse her gün Yunan Parlamentosu’nda sorgulanır hale gelmesinden fena halde rahatsızmış... Çünkü Yunan parlamenterler, Türkiye’nin Ziraat Bankası aracılığıyla Yunan ekonomisini teslim almasından korkuyormuş!
Yunanistanlı yatırımcılar, bırakın şube açmayı, Türkiye’de banka sahibi oldular; bizde kimsenin sesi soluğu çıkmadı!
Sözüm Yunan sermayesine “şık” diye Türkiye’de banka sahibi olma izni verenlere:
Bizim her şeyimiz satılırken, sözüm ona “liberal ekonomiye” sahip Yunanistan’daki bu fanatizme karşı söyleyecek sözünüz yok mu?
Siz mi ülkenizin değerini bilmiyorsunuz yoksa Yunan parlamenterler mi ırkçılık yapıyor?