İki gazetecinin evinde Aydın Doğan’ı ağırlaması tartışmalara konu oldu ve çok farklı anlamlar yüklendi. İşin gerçeğine gelince…
Rasim Ozan Kütahyalı – Nagehan Alçı çiftinin Üsküdar’da Boğaz manzaralı dairelerinde 30 Ocak Pazartesi günü Aydın Doğan’ı ağırlamaları değişik yorumlara neden oldu.
Hayatın akışı içinde normal kabul edilmesi gereken böyle bir görüşmenin abartılı yorumlara konu edilmesini ve sınırları zorlayan anlamlar yüklenmesini hayretle izliyorum.
En az onun kadar abartılı olan bir diğer yorum da, Rasim Ozan Kütahyalı – Nagehan Alçı çiftinin Aydın Doğan’ı evlerinde konuk etmesinden sonra, bu görüşmeden Hürriyet yazarlarının rahatsız olabileceği düşüncesinden hareketle, Aydın Doğan’ın onların da gönlünü almak üzere Nişantaşı Salomanje’de kendilerini ağırladığını iddia etmektir ki, bu kadarı da hakikaten komik kaçmaktadır…
Cumhurbaşkanı ve başbakanların gazetecilerin evlerinde konuk olduğu ülkemizde, bir gazete patronunun kendi medya grubunda çalışan bir gazetecinin evine konuk olmasını neden bu kadar yadırgadıklarını anlamadım.
Bu görüşmelerden, “Aydın Doğan o kadar zorda ki, tüm seçenekleri sonuna kadar zorlayarak bir çıkış arıyor” anlamı çıkarmak da, “Aydın Doğan hükümetle ilişkilerde kendisine köprü olacak yeni bir bağlantı imkanı arıyor” sonucuna varmak da çok zorlama bir yorum olur.
Kaldı ki, eğer bu ilişkiler sonunda ulaşılması düşünülen kişi hükümetin başı olarak Başbakan Erdoğan ise, en azından böyle bir tavassut mekanizmasının sonuç vermeyeceğini son 3-5 yıla ait tecrübelerinden yola çıkarak, herhalde Aydın Doğan herkesten daha iyi biliyordur.
Rasim Ozan Kütahyalı görüşmeyi değerlendirirken, “Aydın Doğan Bey, eşim Nagehan’ın CNNTürk bağlamında patronudur. Esasen Nagehan ile Aydın Bey’in arasında bir hukuk var. Ben de eş kontenjanından ordayım…” demiş.
Kaldı ki, bu görüşmeden 2 hafta önce 18 Ocak Çarşamba günü Rasim Ozan Kütahyalı – Nagehan Alçı çiftini Aydın Doğan Nakkaştepe’deki ofisinde ağırlamış.
İkinci görüşme iade-i ziyaret kapsamında gerçekleşmiş.
Anormallik bu görüşmenin neresinde?
Gazeteci Mehmet Barlas, Türk basın tarihinde evinde en çok cumhurbaşkanı, başbakan ve bakan ağırlamış gazetecilerden biridir. Belki de bu konuda birincidir. Eğer Mehmet Barlas, Rasim Ozan Kütahyalı – Nagehan Alçı çiftinin Aydın Doğan’ı evlerinde ağırlamasından sonra yapılan yorumları ti’ye almak için, “Rasim Ozan Kütahyalı Hürriyet’in başına mı geçiyor” diye yazmışsa, bunun bir anlamı vardır. Mehmet Barlas bu tür görüşmelerin medya dünyasında ne kadar olağan olduğunu anlatmakla kalmamış, varsa eğer bu tür bir davet, icabet etmemek de yakışık kalmaz demiş.
Kaldı ki, böyle bir görüşmenin ardından Rasim Ozan Kütahyalı ya da Nagehan Alçı için olası bir transfer işleminin gerçekleşmesi neden yadırgatıcı olsun. Her iki ismin gerek yazılı basındaki gerekse de ekranlardaki performansı takdire şayan…
Aydın Doğan’ın gruba davet etmek istediği ya da tanışmak istediği yazarlarla yemekte bir araya gelme alışkanlığı olduğu zaten biliyor.
Nagehan Alçı şu an tüm bayan meslektaşları arasında en birikimli, doğru bildiğini budaktan sakınmayan en cesur gazetecilerden biri durumunda. CNN Türk’teki programda erkek meslektaşlarına birikimi ile kök söktürüyor.
Üstelik bir anket çalışması yapılsa ve deneklere, “Medya dünyasında bugünlerde bazı isimlerin transferi söz konusu olsa, sizce bunlar kimler olurdu” sorusu yönetilse, verilecek cevaplar arasında muhakkak ki Rasim Ozan Kütahyalı ile Nagehan Alçı’nın isimleri yer alırdı.
Bu tespitten yola çıkarak, Aydın Doğan bugünlerde Rasim Ozan Kütahyalı, Nagehan Alçı ikilisini daha yakından tanımak istemeyecek de, başka kimi tanımak isteyecek şeklinde bir değerlendirmede bile bulunabilirsiniz.
Rasim Ozan Kütahyalı bir zamanlar Aydın Doğan hakkında öyle şeyler yazdı ki, şimdi hangi yüzle bir araya gelip yemek yiyebiliyorlar demek, bence yapılan yorumlar arasında en şık olmayanıdır.
Rasim Ozan Kütahyalı maliye müfettişi değil ki, gazeteci…
Varsa Aydın Doğan’ın yaptığı yanlış işler, bunları devletin ilgili birimleri takip ederler. Muhatabı iğnelemek, incitmek, örselemek, derdest etmek, amiyane tabirle paket havası çekmek gazetecinin görevi değildir.
Kaldı ki, Rasim Ozan Kütahyalı bugüne kadar pek çok gazetecinin yapamadığını da yapmış ve yazılması gereken ne varsa elden geldiğince yazmıştır…
İyi bir gazeteci, aleyhinde yazı yazdığı kişi ile de gerektiğinde yüz yüze oturabilen kişidir. Aleyhinde yazı yazdığınız bir kişi ile yüz yüze ancak, onun hakkında kasıtlı olarak yalan yanlış şeyler yazmışsanız oturamaz hale gelirsiniz. Aleyhinde yazı yazdığınız bir kişi karşısında gönül ferahlığıyla yüz yüze oturabiliyorsanız, dürüst gazetecisiniz demektir.
Eğer bir gazeteci olarak, hakkında olumsuz yazı yazdığımız kişilerle aynı masada oturup yemek dahi yiyemeyecek durumda kalırsak, etrafımızda kimse kalmaz.
Bir de, bu tür görüşmelerin gerçekleşmesini abartmamak lazım. Siyaset, bürokrasi, sanat, spor ve iş dünyasının önde gelen isimleri toplumla aradaki makası çok açtılar, ulaşılmaz hale geldiler diye insanlar bunlara sokulamaz hale geliyorlar. Hanginiz evinize ısrarla ve samimiyetle cumhurbaşkanı, başbakan, siyasetçi, işadamı, sanatçı vb. davet ettiniz de, reddedildiniz. Benim öyle bir sorunum hiç olmadı.
Eğer bu ülkenin başbakanları, bakanları ailece genelkurmay başkanının evine kahve içmeye gidebilselerdi, onlar da iade-i ziyaret yapabilselerdi, yaşadığımız birçok tartışma anlamını yitirirdi. Böyle bir ziyaret yapıldı diye kimse askerci veya politikaya eğimli suçlamasına maruz da kalmazdı.
Siz bir adım atınız, hiç ummadığınız isimlerin size 10 adım yaklaştığını göreceksiniz. En azından benim kişisel tecrübem bu. Abartılacak durum yok, sakin olalım lütfen.
Prof. Dr. Osman Özsoy – Haber 7
www.osmanozsoy.com.tr
www.twitter.com/ozsoyyazilar